Rönesans, XV. ve XVIX yüzyıllarda edebiyat, sanat ve ilim alanında Avrupa'da görülen kalkınma ve gelişme hareketleridir. Bu da İlk­çağ bilgilerinin incelenmesi ve yenilenmesiyle mümkün olmuştur. Röne­sans, insanların Ortaçağın cehalet ve taassubundan kurtularak tabia­ta dönmeleri ve hakikatleri anlayarak düşüncelerini değiştirmeleridir. Rönesans'ın parolası tabiata dönüştür. Fakat Rönesans denince daha ziyade yeni bir sanatın gelişmesi mânası anlaşılır.

Rönesans kelime mânasıyla yeniden doğuş demektir. Yalnız îlkçağdaki Yunan ve Roma medeniyetlerinin Ortaçağda ölmüş olduğu kabul edi­lemez. Ortaçağlarda da Avrupa'da bir edebiyat ve sanat vardır. Rönesans daha ziyade bir uyanıştır.

Diğer taraftan eski Yunan ve Roma medeniyetlerinin (Antikite) sanat, edebiyat ve ilim eserleri incelenmiş ve onlardan faydalanılmış ol­makla beraber, bunlar, körükörüne kopya edilmemiştir. Rönesans eserle­ri ayrı bir özellik gösterir. Bu bakımdan Rönesans Antikite'ye dönüş de demek değildir.
RÖNESANSIN SEBEPLERİ

Eski Yunan ve Roma edebiyat, felsefe, ilim ve sanat eserlerinin incelenmesi, bu eserlerin üniversitelerde okutulması;

Matbaanın icadı ve kâğıdın bol miktarda yapılması sayesinde yeni buluş ve düşüncelerin kolayca herkes tarafından öğrenilmesi;

Coğrafya keşifleri sonunda Avrupada edebiyat ve sanat eser­lerinden zevk alan bir sınıfın meydana gelmesi;

Bu zamanda Avrupa'da şair, edip ve sanatkârları koruyan ve kendilerine Mesen denilen kimselerin bulunması;

Türklerin İstanbul'u zaptetmeleri üzerine bir kısım Yunan bil­ginleri İtalya'ya gitmişlerdi. Bunlar o zaman Avrupa'da unutulmuş olan eski Yunancayı İtalyanlara öğreterek klâsik eserlerin okunmasına ve bu sayede Rönesans Ve Hümanizmanın gelişmesine yardım etmiş olmalarıdır.

RÖNESANS'IN İTALYA'DA OLUŞUNUN SEBEPLERİ

Tarihî Sebep: İtalya Büyük Roma İmparatorluğunun ve medeni­yetinin merkezi olduğu için burada İlkçağın birçok sanat eserleri bulun­makta idi. Romalılar Yunan sanat eserlerinin birer kopyalarını memle­ketlerinde yapmışlardı. Eski Yunan ve Roma sanatının izlerini en çok burada bulmak mümkündü. Kazılarla yüksek değerde olan eski eserler ve anıt­lar meydana çıkarılmıştı. İtalya Antikite eserleri bakımın dan diğer Avrupa ülkelerinden çok daha üstün bir durumda idi.

İtalya'nın coğrafî durumu: İtalya'nın Akdeniz'in tam ortasında bu­lunması, İtalyanlara her bakımdan çok önemli imkânlar sağ­lamıştır. İtalyanlar İlkçağda ve Orta­çağda Akdeniz medeniyetleriyle yakın­dan temas etmek fırsatını bulmuşlar­dır.

İslâm mede­niyetinin tesiri: Coğ­rafî durum, İtalyan­lara İslâm medeniyetiyle sıkı bir temas temin etmek imkânı­nı vermiştir. İslam­ların İspanya ve Si­cilya'da açtıkları medreselere Avrupalılar da devam ederlerdi. Araplar, eski Yunan edebiyat ve felsefe eserlerini kendi dillerine tercüme etmişler ve bunun üzerinde incelemeler yapmışlardı. Avrupalılar ilk defa Antikite eserlerini Araplardan öğrenmiş oldular.

Ekonomik sebep: Bu zamanda Akdeniz ticaretini ellerine geçiren İtalyan şehirleri çok zenginleşmişlerdi. Diğer taraftan Roma'da bulunan Papalığa Avru­pa'nın dört bir tara­fından servet geliyor­du. İtalya'da refah artmıştı. Sanat ve fi­kir adamları korunu­yordu.

Siyasî sebep: İtalya parçalanmış bir durumda olmakla be­raber Kuzey İtalya halkının geniş ölçüde siyasî haklan ve hür­riyetleri vardı.
İTALYADA RÖ­NESANS HAREKET­LERİ

Edebiyatta Rönesans (Hümanizma): İlkçağların Yu­nan ve Lâtin edebiyat ve dillerinin bilginleri demek olan Hüma­nistler, XV. ve XVI. yüzyıllarda bu klâsik edebiyat eserlerini inceleyerek ve açıklamalar yaparak yayınlarda bu­lundular. Matbaanın icadı onların çalışmalarını kolaylaştırdı. Daha önce el ile yazıyorlardı. Papaların ve prenslerin yardımlarıyla akademiler ku­ruldu. Hümanizmanın ilk merkezi Floransa'dır. Yunanca ve Lâtincenin öğrenilmesi ve bu dillerle yazılı eserlerin incelenmesi neticesinde Antiki­teyi daha iyi tanımak merakı uyandı. İbranice öğrenildi; arkeolojiye de önem verildi. Yunan ediplerinden Tusidit (Thucydide), Sofokles (Sophocles), Demosten (Demosthens), Platon, Lâtin ediplerinden Çiçeron ve Virjil'in eserleri yayınlandı.

İlk defa Yunanca ve Lâtince yazan Hümanistler XVI. yüzyıldan iti­baren İtalyanca da yazmaya başladılar. Makyavel (Machiavel) ve Gişarden (Guichardin) tarihî eserler meydana getirdiler. Makyavel Prens adli: kitabiyle ün kazandı. Ayrıca Floransa tarihini yazdı.
Gişarden, İtalya tarihi adlı eseriyle modern tarihçiliğin babası oldu. Yine konularını tarihten alan Ariosto ve Tasso eserlerini nazım olarak ve -destan şeklinde yazdılar.
GÜZEL SANATLARDA RÖNESANS

Güzel sanatlarda Rönesans, İlkçağın eserlerini incelemekle gelişti. Ortaçağın mukaddes tipleri, zarafetsiz ve mânâsız simaları bir tara­fa bırakıldı. Sanat yeni bir şekil ve ruha kavuştu. Roma, Milano ve Vene­dik güzel sanatların ünlü merkezleri oldu. Papa Jülyüs ve Leon sanatkârları korudular. Resim ve heykeltraşlık mimarlıkla birlikte yürüdü. Güzel sanatların bu üç şubesi birbirini tamamladı.

Mimarlık: Rönesans mimarları Ortaçağın Gotik tarzından kendilerini kurtardılar. Ölçü, sadelik, tabiilik ve insanı düşündüren bir büyüklük Rönesans mimarî eserlerinin başlıca vasfı oldu. Ünlü mimarlar Bruneleşi (Brunelleschi), Bramant ve Mikelânj'dır.

Bruneleşi cesaretle kilisenin üstüne ağır bir mermer kubbe kondur­du. Sen Piyer kilisesini henüz bitirmiş olan Mikelânj'a nereye gömülmek istersiniz diye sorulunca: «Bruneleşi'nin eserini ebediyen seyir edebile­ceğim bir yere» cevabını vermiştir. Mikelânj ressam ve aynı zamanda heykeltraştı. Bramant'ın başladığı Sen Piyer kilisesini tamamlamıştır. büyük ressam Rafael de mimardı.

Heykeltraşlık: İlk defa Yunan heykellerini ve tabiatı taklit et­mekle işe başlayan Rönesans heykeltraşları, konularını genel olarak Or­taçağda olduğu gibi yine dinden aldılar. En önemlileri Donatello, Giberti ve Mikelânj'dır. Mikelânj çok büyük bir heykeltraştır. En ünlü eserleri Musa'nın heykeli, Esirler, Zafer, Mukaddes Aile, Gece ve Gündüz, Alaca Karanlık ve Şafak'tır.

Kesim: Resimde Rönesans tabiat sevgisiyle başlamıştır. İnsan vü­cudunun güzelliğine önem verilmesi, perspektif (eşyanın uzaklık, yakın­lık ve durumunun yarattığı farklar) ve anatominin incelenmesi, fresk'in bulunması, resimde rönesansı meydana getirmiştir.

İtalya'nın büyük ressamlarının birincisi Floransa resim okulunun ku­rucusu olan Giotto'dur. Giotto XIV. yüzyılda yaşamıştır. Tabiat inceleme­lerine önem veren realist bir ressamdır.

XV. yüzyılın ünlü ressamı Botticelli'dir. İtalya'da resim XVI. yüzyıl­da Leonardo da Vinci, Rafael ve Mikelânj ile en parlak devrine erişmiş­tir. Yaşadıkları zamanın kat kat ilerisinde bulunan bu büyük ressamlar ölmez şaheserler bırakmışlardır. Resimde şekil kadar duygu ve ifadeye de yer vermişlerdir. Bunu temin için boyayı yerinde kullanmaya, gölge ve ziya oyunlarından faydalanmaya çalışmışlardır.

 

Online Sayaç