NEŞ'E ERDOK

Neş’e Erdok’dan “Yaşlılar, Gençler, Çocuklar”

Çağdaş Türk figür resminin ustalarından Neş’e Erdok, yirmisekizinci kişisel sergisi ile 7 – 28 Ekim 2008 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’ nde sanatseverlerle buluşuyor. Özgün ve gerçekçi anlatımıyla, gündelik hayattan ve kendi çevresinden izlenimleri ile kurguladığı kompozisyonlarında; yaşlılar, gençler ve çocuklar dikkat çekiyor. Sanatçı, insanın yaşam süreci içindeki bu dönemleri, gözlem gücü ve öznel yorumuyla betimliyor.


Sergide yer alan portrelerde; sanatçının etkilendiği, ilginin yönelmesini istediği merkezde konumlanan izlenimci fondaki figürler, çarpıcı deformasyonlarla, renk ve desen egemenliğinde gelişen bir anıtsallıkla resmediliyor. Resmin merkezini yakınlık duyduğu figürlerle oluşturan ve bir anlamda onlarla özdeşleşen sanatçı, içselliği çeşitli uzuvlarda yoğunlaşan ifadelerde hissetiriyor. Coşkulu anlatımı ile gerçekçiliğe duyduğu ilgiyi yansıtan Erdok, sınıflandırmaların dışında kalan tekniği ve sorgulamaları ile gerçekçilikten çok gerçeği boyayan, belleğindeki imgelerin izini süren bir tavrı benimsiyor.


Neş’e Erdok resimlerinin, anlatılanın değil anlatanın kontrolünde olduğu, figürde ilk bakışta dikkat çeken unsurların özellikle vurgulandığı ve figürün karakterinin her yönüyle ortaya çıktığı söylenebilir. Her bir resmin kendi içinde farklı hikayeler barındırdığını vurgulayan sanatçı, tuvalde yarattığı derin ve etkili planlarla anlatımını somutlaştırıyor.


Neş’e Erdok’ un sergisi, 7 – 28 Ekim 2008 tarihleri arasında Pazar hariç hergün 11.00 – 19.00 arası Evin Sanat Galerisi’ nde görülebilir.

"Sırtına yaşlılıktan iyice küçülmüş, çocuksu bir ürkeklikle gözlerimizin içine bakan annesini almış giden bir ressam. Yatakta kimi zaman bir ziyaretçi, kimi zaman ölümü bekleyen yaşlı kadınlar.. Güzelliği ve gençliğinin güveni içinde kendini yaşamın merkezi sananlar. Sokakta keyifle oynayan, ninelerini ziyarete getirilen çocuklar ve her daim onlara eşlik eden kediler..


Günümüz figür resminin kuşkusuz en önemli isimlerinden olan Neş'e Erdok, son sergisinde bizi hüzünlü ve bir o kadar da düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor. "Yaşlılar, Gençler, Çocuklar" başlıklı sergide her zaman olduğu gibi bir öykü var. Neş'e Erdok'un Alzeimer olan annesi, son 1 yılını Alzeimer Vakfı'na bağlı çalışan bir bakımevinde geçirmiş. 1 yıl boyunca annesini ziyaret ettiği, hatta hafta sonları yanında kaldığı günlerde gördüklerinden çok etkilenmiş. Böyle bir konuyu resim haline getirmenin tüm zorluğuna karşın yola koyulmuş.



Yaşlılıkla yüzleştirme
Sanatçı resimlerinde 1 yıl içinde 15 yataklı bu küçük bakımevinde gözlemlediklerini, şahit olduklarını anlatıyor. Kişisel gibi görünen bir konudan yola çıkarak aslında insanların kaçmak istedikleri yaşlılık ve hastalık gerçeğiyle yüzleşmelerini sağlıyor.


Ama bu sergide sadece yaşlılar değil, gençler ve çocuklar da var. Erdok, "Tahammül edilebilir olmazdı eğer onları koymasaydım, zaten kimileri bozuluyorlar benim resimlerimin konusuna. Bazı gerçekleri işaret etmek benim için önemli ama bu her zaman umutsuz, karamsar olduğum anlamına gelmemeli. Fakat nedense genelde beni neşesiz, hüzünlü olmakla suçlarlar" diyor, son sergisinde resmini alan bir izleyicinin "İyi bir kalem ve fırçasınız ama daha neşeli işler yapsanız olmaz mı?" sözünü gülümseyerek aktarırken.


Bana kalırsa Neş'e Erdok'un resimlerinde çocuklar ve gençler sadece resmin tahammül edilebilir olması için yer almıyor. Erdok, hem kuşaklar arası iletişimin boyutlarını yansıtmak hem de yaşamlarımızın her evresini bir kez daha bizlere hatırlatmak için bir araya getiriyor farklı yaşları. Çünkü onun resimlerinde yer alan insanların bakışları bizlere anlamaktan kaçtıklarımızı istemesek de hatırlatıyor.

Bakanı öyküye dahil ediyor
Neş'e Erdok'un resminin gücü, baktıklarımızı görmemizi sağlıyor. Sergide yer alan yapıtlarda insan kadar kediler de önemli bir unsur. Çünkü kedi, resimlere hâkim olan hüzne bir yumuşaklık ve hareket katıyor. Neş'e Erdok, dar mekânlarda üçüncü boyutu vurgulanmamış kompozisyonlar kurmayı seviyor.


Son çalışmalarında da yine bu yöntemi kullanmış. Renklerde ise ruh halini ve hastane ortamını yansıtan gri ve beyaz hâkim. Ama sanatçı aralara turuncu, mavi gibi renk dilimleri de koyarak, gri havayı canlandırmaya çalışmış. Neş'e Erdok'un bakanı öyküye dahil eden, yaşamın anlamını sorgulatan, bir yaşlılık senfonisi diye tanımlayabileceğim resimleri Bebek Evin Sanat Galerisi'nde 28 Ekim'e dek sergileniyor, kaçırmayın." (Müge Akgün-Referans)

Neş'e Erdok kimdir

1940 İstanbul doğumlu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesi'nden 1963 yılında mezun oldu. 1965-1966 yılları arasında İspanyol hükümetinin bursuyla Madrid'de İspanyol Dili ve Edebiyatı, Uygarlığı ve Sanat Tarihi üzerine çalışmalar yaptı. 1967-1972 yıllarında, devlet bursuyla ENSBA'da resim, fresk ve vitray öğrenimi gördü.

Sanatçı daha sonra Paris'te Devlet Güzel Sanatlar Okulu'nda ünlü hocalarla çalıştı. Dönüşte ise İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde (İDGSA) öğretim üyesi olarak göreve başladı. Akademik çalışmalarını sürdüren Erdok, 1981'de profesör oldu. 2008 başında ise görevinden ayrıldı. Çalışmalarını halen atölyesinde sürdüren Neş'e Erdok'un eserleri İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul Modern, Norton Simon Müzesi ile yurtiçi ve yurtdışında birçok özel koleksiyonda yer almakta. Bugüne kadar 28 kişisel sergi açan Neş'e Erdok, yüzü aşkın da karma sergiye katıldı.

Sanatçı, tekil figürü, anıtsal bir resim teması olarak, psikolojik boyutlarını ön plana çıkaracak anlatımcı bir uslupla yansıttığı çalışmalarında, anlam vurgusu ölçülü deformasyonlar içinde verilir. Osman Hamdi’den Neşet Günal’a, orta ve genç kuşak sanatçılarına uzanan figür ağırlıklı eğilimin tipik temsilcileri arasında yer alır.

KALABALIKTA KENDİ KALABALIĞINI YARATIYOR

Neşe Erdok’un son yapıtları için Mehmet Ergüven şu sözleri söylüyor:

“...Neş’e Erdok’un resmine talip olduğu sahneler, nasılsa yer bulduğu kompartımanda devamlı dışarıya bakan bir yolcunun seyir defterini çağrıştırır; ama söz konusu bakışa alabildiğine ürkek ve kırılgan bir ruh hali eşlik etmektedir hep. Öte yandan, sanatçının kendi içinde çıktığı yolculuğun öbür yüzü olarak dışarısı, silikleştiği ölçüde yaşantı içeriğinin hassas kırılma noktalarına teğet geçip, gitgide daha belirgin bir şekle bürünen görünümler manzumesidir burada. Ancak dış dünyadaki karşılığı ile rahatça işbirliğine giren bu şeklin şart koştuğu figüratif dil, bir başka deyişle temsil iradesinin tamamen figüre bağımlı olması Erdok’ta düz ayak bir yol izlemez...


...Her resmin özü gereği görünene dair bir ilk-yorum olması Erdok’ta o denli sıkı-bütün’e dönüşür ki, sonunda parçalara ayrılmak zorunda kaldığı noktada, bunları toplamak izleyici için kaçınılmaz bir hal alır. Bu bütün’de yarılıp unufak olmuş olanın yol açtığı çatlaklar ise izleyiciye verdiği sonsuz sayıdaki ipucuyla mükemmel bir yorumobur’un kılcal ağıdır. Ne var ki, bu ağa dolanmayı göze alanlar için Erdok’un resmini görmeye çalışmak sadece keyifli bir sınav değil, başlı başına görsel bir şölendir.”


"Ortalarda pek görünmez… Göz önünde olmayı sevmez. Ancak hep göz önündedir. Kalabalıkta yalnızdır. Kalabalıksa onunladır. Yalnızlığının yaşam biçimi olduğunu sanırsınız. Belki öyledir de. Ama kalabalıkta herkesten çok o görür; o dinler; o duyar;o algılar; o yargılar… İyi bir gözlemcidir. Kalabalıktan kurtulup atölyesine kapanınca tuvalin başına geçer. Sıra artık kendi kalabalığını yaratmaya gelmiştir." (Tevfik İhtiyar)

“… Neş’e Erdok, herkesin içinde tek başına kalmış bir izleyicidir; hıncahınç dolu salonda herkes sahneye bakarken, o da yanındakileri izler hep – ötekinin seyri, her türlü özentiden uzak vita contemplativa için vesileye dönüşmüştür burada. Ancak, her an içgörüye teslim olmanın eşiğindeki bu gözlem tarzını dalınç ile aynı paydaya bağlamak bizi yanıltır; çünkü, Erdok’un çıkış noktasında, gündelik yaşama sıkı sıkıya bağlı somut bir diyalog arayışı daima ön plandadır(..)”

Neş'e Erdok'un diğer resimleri için TIKLAYINIZ.

 

Online Sayaç