CEZANNE, Paul

Paul Cézanne (9 Ocak 1839 - 22 Ekim 1906), empresyonist tarzı geliştiren ilk büyük ressamlardan biri olarak ün salmış Fransız post-empresyonist ressam ve gezgin.

Modern sanatın gelişmesine yaptığı katkılar ve etkisi nedeniyle çoğu zaman modern sanatın babası olarak anılmıştır. Empresyonizmin sınırlayıcı karşı-biçimciliğini yıkarak Kübizmin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Empresyonizm ile kübizm arasında bir köprü oluşturmuştur.

Hayatı ve çalışmaları

Cézanne 19 Ocak 1839'da Aix-en-Provence'ta doğmuş ve orada okula gitmiştir. Babası Louis-Auguste Cézanne, halı fabrikatörü, annesi aynı işte çalışan bir işçi kızdı. Louise-Auguste, kısa sürede zengin olarak bankerliğe atıldı.

Paul, 1849'da önce St. Joseph okuluna, sonra 1852'de buradan alınıp Aix'deki Bourbon Koleji'ne gönderildi. Paul, oldukça parlak bir öğrenciydi, eski Yunanca, Latince, Tarih ve Matematik derslerinde ödüller alıyordu.

Cézanne'ın hayatının büyük bir bölümü üzerinde, çok güçlü ve ezici bir kişiliği olan babasının baskısı, kendisini daima hissettirdi. Resme olan düşkünlüğüne rağmen babasının zoruyla, 1856'da girdiği Aix Resim Okulu'nu iki sene sonra bırakıp Aix Hukuk Okulu'na girdi.

Cézanne, toplumdan kaçan, asık suratlı, hırslı ve zaman zaman öfke ve umutsuzluk bunalımlarına kapılan biri olarak görülüyordu. Bu dönemde herşeye rağmen iki yakın arkadaşı oldu, bunlardan biri sonradan ünlü realist yazar diye ün yapacak olan Emile Zola, diğeri ise sonradan mühendis olan Baptistin Baillle adında bir gençti. Üç arkadaş, vakitlerinin çoğunu Aix çevresindeki kırlarda, dağcılık, yüzme ve avcılıkla geçiriyorlardı. Ayrıca şiir ve resimden söz ediyor, bohem hayatın zevkini çıkarıyorlardı. Cézanne'ın hayatında ve sanatında, bu dönem oldukça etkili oldu.

1859-1861 arasında hukuk okurken resim dersleri almıştır.Babasının baskısını, verdiği çetin mücadele sonucunda yıkan Cézanne, 1861 mayısında, resim öğrenimi görmek için çocukluk arkadaşı Emile Zola'nın yanına, Paris'e taşındı. Bir çeşit sanat okulu olan Académie Suisse 'e girdi, ama yaşadığı başarısızlık ve cesaret kırıklıkları sonucu altı ay sonra babasının Aix'teki işinin başına döndü.

Burada bütün zamanını resme ayırmıştır ve Salon'a gönderdiği bütün tabloların geri çevrilmesine karşın resim çalışmalarını sürdürmüştür. Eski İtalyan ustalarının yapıtlarını kopya ederek, portreler, natürmortlar ve bazen de manzara resimleri yapmıştır. Ne var ki buna daha fazla dayanamayarak, 1862 yılının kasım ayında yeniden Paris'e, akademiye döndü. İsviçre Akademisi'nde ve Louvre'da çalıştı. Renoir, Pissaro, Sisley, Guillaumin gibi sanatçılarla tanıştı. Delacroix, Courbet, Manet'ye karşı hayranlık duydu.

Paris Salon jürisi Cézanne'in eserlerini gösterime sunmayı 1864'den 1869'a kadar her sene reddetmiştir. 1863'te jürinin ön yargılarına o kadar çok sanatçı karşı çıktı ki, İmparator, eserleri reddedilen sanatçılar için "Reddedilenler Sergisi" diye anılan bir sergi düzenletti. Cézanne da bu sergiye katıldı.

Bu nedenle Cézanne tablolarını ilk kez, Paris Salon tarafından reddedilmiş eserlerin gösterime sunulduğu Salon des Refusés'de 1863 yılında gösterime sunmuştur. Ama bir kez dışında eserleri sergiye kabul görmedi.

Salon'un kabul kurallarından birine göre, her jüri üyesi öğrencilerinden birinin tablosunu sergiye alabilirdi. Cézanne'ın yakın dostlarından Guillemet, bu kuraldan yararlanarak Cézanne'ın bir tablosunu sergiye kabul ettirdi. Yaşamı boyunca eserlerini nadiren gösterime sunmuş, sakin bir hayat yaşamış, belli başlı birkaç konuda resim yapmayı tercih etmiştir.


Bu dönemde yaptığı çalışmalar arasında Ressamın Babası, Zenci Scipio (1865, Sao Paulo Müzesi), Louis-Auguste Cezanne'in l'Evenement'i Okurken Portresi (1866), Pamuk Takkeli Adam (1865-67), Ressam Achille Emperaire'ın Portresi (1866), Zola'yı Okuyan Paul Alexiş (1869), Hasır Şapkalı Boyer'ın Portresi (1869-70) ve Magdalen ya da Elem (1866-68) adlı resimleri, Siyah Mermer Saat (1869-70, özel kol., Amerika) ve Teneke Çaydanlıklı Natürmort (1869-70) adlı natürmortları ve Estaque'da Eriyen Karlar (1870) ve Şarap Pazarı (1872) adli manzaraları sayılabilir. Bu eserlerde kalın renk katları ve siyah gölgeler dikkati çeker. Siyah, kahverengi, gri ve Prusya mavisinin ağır bastığı köyü ve kasvetli renklere ek olarak alışılmadık bir beyaz renk kullandığı görülür.

Cezanne'in Empresyonistlerle ve özellikle İsviçre Akademisi'nde tanıştığı Pissarro ile olan dostluğu onun dönük renkleri bırakarak Empresyonistlerin parlak, açık tonlu renklerini kullanmasını sağlamıştır. Kalın renk katmanları tekniğinden vazgeçip hafif fırça vuruşlarıyla noktalama yöntemine yönelmiş, pıhtılaşmış gibi görünen yüzeyler kullanmıştır.

1872-82 yılları arasındaki bu dönem Cezanne'in Empresyonist dönemidir. Modern Bir Olympia (1873), Asılmış Adamın Evi (1873, Louvre Müzesi, Paris), Yidizciçekleri (1875), Kırmızı Koltuklu Madame Cezanne (1877, özel kol., Amerika), Victor Chocquet'nın Portresi (1876-77), L'Estaque (1878-79, Louvre), Pontoişe'da Cote dü Jalais (1879-82) Kavaklar (1879-82) ve Maincy Köprüsü (1879, Louvre) gibi birçok ünlü eseri bu döneme aittir.

Cezanne'in izlenimciliğin kurallarından ayrılan sanatı hızla, daha yalıncı ama daha çok işlenmiş ve yapıya daha çok önem veren bir tutuma doğru gelişti. Tarzını düş gücünden ve gözlemlerinden kaynaklanan ögelerle zenginleştirdi. Desen güclülügü ile renklerin anlatım duyarlılığını birleştirdi. Klasik perspektif kurallarına pek uymayan Cezanne'in tutumu sonradan büyük ölçüde etkilediği Kübistlere öncü oldu.

Bu arada 1886 yılında Emile Zola ile L'Oeuvre isimli romanı yüzünden araları açıldı. Cézanne, Hortense Fiquet adında güzelliği ile ün salmış ve çıplak modellik yapan bir kadınla ilişki kurdu ve 1862 yılının ocak ayında ondan Paul adında bir çocuğu oldu. Babasının, bir metresi olduğunu öğrenip öfkeden küplere bineceğini düşünerek korku içinde yaşadı.

Cézanne'ın babasına karşı beslediği korku ve nefret, hayatını ve insan ilişkilerini derinden etkiledi. İnsanlarla kolay kolay ilişki kuramıyordu hatta kendisi için şöyle demişti: " Ben tek başıma kalmak için yaratılmışım. Böylece, hiç olmazsa kimse bana kanca atamaz." Bu cümleyle kişiliğini kısaca anlatmaktadır: Sert, kaba, bilerek hoyrat davranışları ile kendisini koruyan bir kabuğa bürünmekteydi.

Hayatta güvendiği tek insan, babasıyla olan çekişmelerinde ara buluculuk yapan annesiydi. Karısının Portreleri, Mavi Vazo ve Sepetli Natürmort (Louvre) Kırmızı Yelekli Çocuk (18900-95), Cezveli Kadın (1890-95, Louvre) ve Kağıt Oynayanlar (1890 yıllarında çeşitli versiyonları), Gustave Geffroy'un Portresi (1895) ve Bir Soytarı adlı tablolarıyla sanatı dengeye ve yetkinliğe ulaştı.


Çalışmalarında derinliği kaldıran sanatçı katlama bir perspektif uyguladı. Peppermint Lisesi, Elmalar ve Portakallar (1895-1900, Louvre) gibi natürmortları bu yönelisi vurgulayan başlıca yapıtlardır.

Sanatçının son on yıllık dönemi lirik dönemi olarak bilinir. Bu dönemde belli bir lirizme ve daha özgür fırça vuruşlarına yönelerek gösterişli ve cüretkar yapıtlar verdi. Aynı zamanda daha hızlı bir yöntem olan suluboya tekniğini de kullanıyordu.

Eserlerinde henüz başlamakta olan kübizme özgü kesin akılcı yaklaşımın belirtileri seçilir. Aynı zamanda renkleri ve biçimleri lirik bir anlayışla kullanan Fovist akımın özellikleri de göze çarpar. Sainte-Victoire Dağı, Annecy Gölü (1896), Bibemuş'daki Kayalar ve Dallar (1904) ve Kara Sato (1904-06) adlı tabloları bu tarz çalışmalardır.

Son yıllarında sanatçı, o dönem resmini sorgulamayı cesaretle ileri götürdü, derinlik elemanını resminden kaldırarak geometrik biçem arayışına yöneldi. Bu yaklaşımı, modern sanatın ilk akımları olarak kabul ediler fovizm ve kübizm için çıkış noktası oldu ve Cézanne, modern sanatın babası olarak kabul gördü. Picasso'nun, kübizmde çıkış yaptığı Avignon'lu Genç Kızlar adlı tablosunda, Cezanne'ın Les Grandeş Baigneuses-Yıkanan Kadınlar (1902-06) tablosunun etkileri görülmektedir.

Yaşamının son yıllarında gerçekleştirdiği Les Grandeş Baigneuses-Yıkanan Kadınlar (1902-06) adlı tablosuyla Cezanne'in sanatı doruk noktasına ulaşti. Bu tablo, ritmik kompozisyonu, kesin hatlarla üst üşte konulmuş düzlemleri ve resmin bütününün taşıdığı uyumla görkemli bir eserdir ve Picasso'nun hemen hemen aynı zamanlarda yaptığı Avignon'lü Genç Kızlar adlı tablosunu anımsatır.


Cezanne'in yapıtları, özellikle 1907'de Paris'te açılan Salon d'Automne'dan sonra XX. yy. resminin en önemli kaynakları arasında sayıldı. Cezanne, sonradan modern resmin doğmasına yol açacak olan fovlar, kübistler ve soyut sanatçılar gibi yeni kuşağı büyük ölçüde etkiledi.

Cézanne, 1906'da fırtına esnasında dışarıda resim yaparken rahatsızlanmış, bir hafta sonra, 22 Ekim'de zatürreden vefat etmiştir. 20. yüzyıl modernistlerine göre Cézanne modern resimin babasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

Online Sayaç