BOTICELLI, Sandro (1444/45 – 1510)
Rönesans Resmi’nin en önemli temsilcilerinden ve ünlü ressamlarından olan Sandro Boticelli , genellikle allegorik yapıtlarıyla tanınmıştır. Yüksek Rönesans Resmi’nin ilk öncülerinden biri olarak da dikkati çeken sanatçının, konturlara ağırlık vererek oluşturduğu melankolik tesirler yapan figürleri yumuşak ve zarif bir çizgiselliğe sahiptir.
Dük Cosimo’nun villası için yapılmış olan “Venüs’ün Doğuşu” konulu pano 1486 tarihlidir ve Boticelli’nin en önemli yapıtlarındandır. Ressam burada yalın bir kompozisyon anlayışıyla fiziksel güzellikten ziyade ruh güzelliğine hitap etmektedir.

Kompozisyonun odağını denizin köpükleri üstündeki bir istiridye kabuğundaki Venüs oluşturmaktadır. Yukarıda solda iki allegorik figür yer almaktadır. Bunlar nefesleriyle denizi dalgalandıran Batı rüzgârları Zephyros ile Çiçekler Tanrıçası Flora’dır. Sağda ise ağaçların yer aldığı bir tabiat görünümü içinde çiçekli elbisesiyle Venüs’ü karşılayan bir Horai tasvir edilmiştir.

Kuruluş şeması “İlkbahar Allegorisi’ne benzer bir şekilde burada da üçgen çatıya göre şekillendirilmiştir ve yapıtın ana ekseni üzerinde Venüs yer almaktadır.

Sanatçı, resmi bir yüzey sanatı niteliğine büründürerek, kendine özgü bir desen anlayışıyla, çizgilerin ince, zarif ve ahenkli ritmiyle kompozisyonda birlik ve bütünlüğü sağlamış ve biçim ile içeriği en anlamlı bir biçimde kaynaştırmak suretiyle mesajın açık ve çarpıcı bir etkisellikle seyirciye iletilmesini hedeflemiştir.

İkonoloji: Boticelli’nin belki de en ünlü yapıtı olan tablo, tüm zamanların ve çağının en tanınmış yapıtları arasında yer almaktadır. İlk bakışta da anlaşılabileceği gibi, Klasik Mitoloji’de bahsi geçen bir konunun görsel ifadesidir. Fakat dikkatli bir incelemeyle yapıtın çağdaşı olan –Neo Platonist- düşünceden etkiler almış ilginç bir yorumlanış biçimi ve ard anlamları olduğu fark edilmektedir.

Boticelli genç yaşta Fra Filippo Lippi'nin yanına girerek resim, desen ve geometri öğrendi. İlk yapıtlarından olan Guc, Judith ve Holofernes'de (1472, Floransa, Uffizi Galerisinde) Lippi'nin ve Lippi'den sonra yanlarında çalıştığıi Antonio Pollaiolo ve Verrocchio'nun etkileri görülür.
![]()
1470 yılında daha ilk tablolarıyla büyük ün kazandı. Özellikle Kahinlerin Tapınması (Uffizi) ve Madonna (Louvre Müzesi) bunlar arasında sayılabilir. 1481'de Papa Sixtus IV tarafından Roma'ya davet edildi ve Roselli, Ghirlandaio ve Perugino ile birlikte Sistina Capellasının süslemesinde çalıştı. Burada Musa'nin yaşamını canlandıran 3 fresk ile İsa'nın Igvası'nı yaptı. Bu eserlerinde zengin ayrıntılar görülür.
1480-1490 yıllarında, olgunluk döneminde Floransa'da Lorenzo de Medici'nin korumasında sanat çalışmalarını sürdürdü. Bu dönemde La Primavera-İlkbahar (1478), Venüs'ün Doğuşu (1484, Uffizi), Mars ve Venus, Minerva ve Kentauros (1485, Uffizi, Floransa) gibi konusunu mitolojiden alan başyapıitlar gerçekleştirdi. Bu arada, kiliseler, dinsel dernekler icin tablo siparişleri aldı. Meryem'in Taç Giymesi (1488, Uffizi) bunlardan biridir. Daha sonra zarif ve özgün kompozisyonlar içeren bir dizi Madonna resmi gerçekleştirdi. Bunlar arasında Şamdanlı Madonna (Berlin), Magnificat Madonna'sı (1485, Uffizi) ve Narli Madonna (1487, Uffizi) sayılabilir.

1491 yılında tanıştığı Savonarola'dan ve vaazlarından büyük ölçüde etkilendi. Son yapıtlarında bu vaazların yarattığı çelişkilerin etkileri görülür. Pieta (1498, Munih Pinakothek'i), Çarmıh'a Geriliş (Cambridge, ABD), İsa'nın Doğumu (1500, Londra) bu eserler arasında sayılabilir. Ayrıca yoğun anlatım gücü ve güçlü desenlerle İlahi Komedya'yı resimlemiştir.

Botticelli, Rönesans resim sanatının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Kendisini deliliğin sınırına sürükleyen kaygısı, sanatına yön verdi. Uçucu ve coşkulu figurler çizmiştir. Ayrıca hastalık derecesine varan zerafet duygusu eserlerine kendine özgü şiirimsi bir hava verir. Yapıtlarında hareket ve duruşun inceliği, ince uzun bedenli, uzun boyunlu ve yüzünde ciddi bir ifade taşıyan kadının zarifliği zengin bir doku oluşturur. Dinsel konulu tablolar yapmış olsa da Botticelli, dinsel bir ressam değil güzelliğe tutkun bir ressam olmuştur.